Konuk Yıldız: Okan Acar

Meğersem tüm dünya sitede değişikliğe gitmemi bekliyormuş. İlk tepkiler olumlu. Okanın göndermiş olduğu maili ve ekinde yazmış olduğu yazıyı aktarıyorum :) Gerekli kritikleri yorumlar üzerinde yaparız diye umuyorum. Yarın da Barrack Obama’nın göndermiş olduğu tebrik mesajını yayınlarım.

kimden: Jason Okan Acar
kime: Burak
tarih: 31 Aralık 2009 22:57
konu: ilk yazi

Bak sabah 6da eve geldim sizin de yeni yila girmenize bir saat kaldi buyuk ihtimalle degirmende alabalikta oynuyosunuz. 11 tane drink ictim kafam hafif guzel ama usenmedim sana yazi yazdim.

FOR THOSE, SKYPEOPLE…

Forzaken dan sayfasini paylasmasini beklemezdim ama bir yillik sikici bir websitesinden sonra biraz degisiklik yapma istegini gorunce sevinmedim degil. Tabiki bu kararini hemen kendi yararima kullanmak istedim :D. Sagolsun konuk yazarlar almayi ve sayfasini onlarin yazilariyla cesitlendirmeyi kabul etti. Sinema, Spor, Squash her farkli farkli konularda fikirlerimi paylasmaya calisicam (tabi sayin editor Forzaken yazilari sansurlemezse).

Sinema tarihini cok iyi bilmem ama bildigim ve izledigim filmler arasinda simdiye kadar hep ayni mantik uzerine kuruldu. Aliens olarak gelen uzaylilar ya iyi bir bireyini bize birakir (E.T, Alf….) yada onlarla topyekun savas halinde(Independence day, aliens….) olurduk. Tabiki sonunda insanoglu hep kazanirdi. Ama bu konsepti ilk farkli bir yaklasim olarak izledigim, District 9 filmi kirdi. (Spoiler icerir) Simdiye kadar izledigimin aksine ilk kez uzaylilar caresiz bir halde kalmislardi ve multeci kamplari kurulmustu. Nerdeydi o gelismis teknoloji nerdeydi o super gelismis uzayli hayalleri? Tam District 9’i “think out of box” ilkesini basariyla uygulamis diyerek kendi icimde takdirle karsilarken, yillardir sessizce yaptiklarini biriktiren James Cameron patlamayi yapti. Ilk kez uzaylilar bizdik!! Ustelik en dogal en yikici haliyle insanoglu baska bir gezegene ulasti. Burasi farkli bir Dunyaydi fakat o herseyi dusunmustu sineklerin kanat cirpisindan oradaki yerel halkin diline kadar herseyi dusunmustu. Cok basarili bir sinemada izlenmesi gereken sinema filmi. Kesinlikle 3D sinema da bu filmi izlemenizi bizlerin ne kadar yikici bir varlik oldugumuzu disaridan bir goz ile gormenizi oneririm.

Yeni bir yıl, yeni bir site

Şimdiye kadar siteyi pek fazla güncelleyemedim, elimde var olan malzemeleri paylaştım. Ki onlar da eski liseden kalma yazılarımdı. Güzeldiler ama eskide kaldılar, belki de birer çıktı alıp kağıtlarının sararmalarını beklemeliyim. Elimle yazsam daha bir nostaljik olur aslında ama hem vaktim yok hem de yazım okunmayacak kadar çirkin.

Evet, ne diyordum? Kısaca siteyle ilgilenemememin sebebi kafamdaki formatın böyle sıradan bir blog tarzında olmamasından kaynaklanıyor.

Şimdi diyorum ki  fotoblog olayına mı girsem?

Paylaşmaya değer görseller eklesem ve hatta altlarına birer cümlelik yorumlar yazsam. Evet, bu benim işim diyebilirim. Hem ne zamandır eski fotoğraf tutkumu kaybettiğimden yakınıyordum, tencereyi sıcak tutmuş olurum. Düzenli olarak güncelleyebilirim, iphonedan bile kolaylıkla kayıt gönderebileceğim bir sistem kurayım ki sonra bahanem kalmasın.
Ya da….

Hayır bunu şimdi söylemeyeyim :)


Kan ve Şarap

tabloBoş bir televizyon ekranı rengindeki gökyüzü bu gece bütün bulutlarını çağırmıştı. Az önce başlayan kırmızı yağmur, sıcak sis perdesini ince ince dilmeye başlamıştı.

İşte, “siyah bukalemun” oradaydı. Bana İstanbul’u gösteriyordu. Bunaltıcı yaz yaklaşmıştı. Onunla birlikte de amansız hastalık ve çürümüş cesetlerin kokusu… Kız Kulesi kan fışkıracak, Çamlıca pıhtı kusacaktı. Kent kırmızıya bürünecek, sokaklar ölümü çağıracaktı.

Beyoğlu önemli değildi, şarap önemli değildi. İnsan sancısı görüntüsü yayılacak ve ıslak kaldırımlara yapışıp kalacaktı. Zavallı bedenlerin kör geceye teslim edildiği, insanlığın ateşli sınırlarına kadar…
Hatırlıyorum, bukalemun fısıldıyordu: Keşke güneşin hiç parlamadığı, karanlık bir İstanbul çığlığında yaşasaydım.

2005

"Geçmişten" kategorisine gider, pişman olmazsın.


© Burak İlem 2008. WordPress.

Zeke 1.0 teması baştan şahane yaratılmıştır.

İçeriğin tüm hakları bir yerlerde gömülüdür.