‘GEÇMİŞTEN’ kategorisi için Arşiv

Kan ve Şarap »

tabloBoş bir televizyon ekranı rengindeki gökyüzü bu gece bütün bulutlarını çağırmıştı. Az önce başlayan kırmızı yağmur, sıcak sis perdesini ince ince dilmeye başlamıştı.

İşte, “siyah bukalemun” oradaydı. Bana İstanbul’u gösteriyordu. Bunaltıcı yaz yaklaşmıştı. Onunla birlikte de amansız hastalık ve çürümüş cesetlerin kokusu… Kız Kulesi kan fışkıracak, Çamlıca pıhtı kusacaktı. Kent kırmızıya bürünecek, sokaklar ölümü çağıracaktı.

Beyoğlu önemli değildi, şarap önemli değildi. İnsan sancısı görüntüsü yayılacak ve ıslak kaldırımlara yapışıp kalacaktı. Zavallı bedenlerin kör geceye teslim edildiği, insanlığın ateşli sınırlarına kadar…
Hatırlıyorum, bukalemun fısıldıyordu: Keşke güneşin hiç parlamadığı, karanlık bir İstanbul çığlığında yaşasaydım.

2005

"Geçmişten" kategorisine gider, pişman olmazsın.

Artık Kırmızı Cümleler Kuruyorum »

Ben hayattım…

Kırmızı cümleler kurdum. Söyleyemedim.
Henüz gençtim. Erken sevdim.
Kardeş oldum. İsyan etim.
Zar öldürdüm. Bebek oldurdum.

Ay ışığına vuruldum. Direnmedim.
Sevişemedim: Hiç sevilmedim.
Toprağa vurdum. Havaya sıçradım.
İlham aldım. Resim yaptım..
İçimi döktüm. Zevk aldım.
Vücutlara dokundum. İrileştim.
Aşık oldum. Yaralandım.
Ses çıkarmadım. Vazgeçtim.

(daha fazla…)

Kristal »

Güneşle savaş sona ermiş, ışığı sonsuzluğa gömmüşler.
Yağmurun milyonlarca damlası intihar ediyor…
Hırslı, ıslak seslerini duyuyorum…
Milyonlarca hücre teker teker dağılıyor.
Efendimiz rüzgar, şiddeti artırıyor.
Ritm hızlanıyor.

Penceremden bakıyorum artık damlalara.
Değmesinler bana..
Göz göze geliyorum yağmurla.
Düşünceli ama sakin bir okyanus olmuş.
Çenemde birikiyor, donuyor gözyaşım.
Tuzu kalmamış, kristal oluyor…
Paha biçilmez bir parça kristal.

Ağustos, 2005
"Geçmişten" kategorisine gider, pişman olmazsın.


© Burak İlem 2008. WordPress.

Zeke 1.0 teması baştan şahane yaratılmıştır.

İçeriğin tüm hakları bir yerlerde gömülüdür.